|

  
   



Temel Çakıroğlu
|
Yener YÜKSEL;
1985-1993 yılları arasında Kaymakam, 1993-1994 arası
İçişleri Bakanlığında Eğitim Dairesi Şube Müdürü olarak görev aldı.
1994 ten bu yana Mülkiye Müfettişi olarak çalışmaktadır.
Nisan 1975
te Yeni Ankara Judo İhtisas Kulübünde judoya başladı.
Selim Sırrı Tarcan Spor Salonunda Mehmet ÖN, Faruk ÖN, Bünyamin ER, Takahiro YODOYA,
Resul YOLCU, Ahmet ÖZDEMİR gibi hocalardan ders aldı. Aziz
ve Temel ÇAKIROĞLU, Selahattin ÜNAY, Fikret PAPUR, Mehmet ÖZÇAKMAK, Mustafa
SEREN, Enver ÖLÇÜM, Selahattin DORUKOĞLU
gibi hocalarla birlikte antrenmanlara katıldı. Hacettepe
Üniversitesi Spor Kulübü bünyesinde Judo
yaptı.
SSTSS de antrenmanlarda
devresi judoculardan Batur Tolga YAŞAR,
M. Ali ÖZATALAY,
Mehmet Akif ZİYAGİL, Namık GÜNGÖR, Kazım SEREN, Hakan ILIKAN,
Kemal TOPAL, Yılmaz MEYDANERİ, Mehmet ÖZSOY, Erhan ALPAN, Ali
CİNGÖZ, Ahmet DENK, İbrahim GÜNAY, Necdet SEYFE, Eşref SEYFE,Coşkun
KARAUSTA, Babür Volga YAŞAR,Vahdet KABAKÇI, Tayfun MALKOÇ, Yavuz
YOLCU, Yılmaz YOLCU,Volkan ILIKAN, Aykut ERDA..... ilk anda akla
gelenler olarak sayılabilir.
1985 yılına
kadar katıldığı müsabakalarda kazanılmış 20 nin
üzerinde dereceleri vardır. Judo Federasyonu Hakemlik Seminerleri ve
terfi sınavları sonucunda;
04.10.1981 tarihinde Aday Hakem,
27.04.1984 tarihinde Ankara Bölge Hakemi,
15.04.2007 tarihinde Milli Hakem oldu.
1986 dan itibaren
Keçiborlu, Çifteler, Sütçüler Kaymakam
Vekilliği
ve 1988-1993 yılları arasında Eskişehir İnönü,
Erzurum Şenkaya, Çankırı Eskipazar
Kaymakamlıkları sırasında aynı zamanda
Gençlik ve Spor İlçe Başkanı olması
nedeniyle spor faaliyetlerini yönetti. 1994
yılından itibaren yürüttüğü Mülkiye
Müfettişliği görevi sırasında, Valilik ve
Kaymakamlıklar üzerinde teftiş, denetleme
görevlerinde bulundu ve dolayısıyla Gençlik
ve Spor İl ve İlce Başkanlarını denetledi.
1988-1990
yılları arasında İnönü Kaymakamlığı sırasında
Judo ve Güreş Kursları açtı. İl Gençlik ve
Spor Müdürlüğünden Judo da milli takım
antrenörlerinden Ahmet Kambur, Güreşte
Abdullah Kanmaz ın antrenör olarak ilçede
görevlendirilmesini isteyerek , daha sonra
Halk Eğitim Müdürlüğünden usta öğretici
olarak görevlendirip gençlerin spora
kazandırılmasını sağladı.
Şenkaya'da 1990-1992 yılları arasında Güreş,
Eskipazar'da 1992-1993 yılları arasında Taekwando sporunu geliştirmek üzere aynı
yöntemlerle kurslar açtırdı.
24.03.2006 tarihinden itibaren bir süre Türkiye Güreş Federasyonu Yönetim Kurulu Üyeliği yaptı.

JUDO Nedir?
JUDO, yumuşaklık yoludur. JU' nun içinde teknik ve fizik eğitim
vardır.Binlerce kez tekrarlanan teknikler refleks hale gelmedikçe
kolay uygulanamaz. Judo'da kaba kuvvete yer yoktur.DO, eğitimin
tamamen felsefesidir. Ruh eğitimini içerir. Judo ustaları,
öğrencilerine eğitimin süreci içinde doğruluk, nezaket, sabır, sevgi
ve saygı kavramlarını öğretir. Sporcusunun zekasını geliştirir ve
kendi başına hareket etme yeteneğini kazandırır. Böylece kendine
güven, nefse hakimiyet ve konsantre olabilme duyguları gelişir.
Judo'da beden ve ruh gelişimi beraberce ele alınır. Teknik
çalışmalarda başlıca prensip "rakibe mukavemet etmeme" ve "kuvvete
karşı koymama" dır. Bu arada kaldıraç, merkezkaç, moment gibi az
kuvvetle çok iş yapma esasına dayanan fizik kurallarından ve en
önemlisi "denge bozma" ve "rakibin kuvvetinden yararlanma" kuralını
uygulamaktır. Judo'da kuvvet yoktur. Bütün şiddet hareketleri
yasaktır. Judoka, hasmına acı vererek değil, onu acı sınırının
yanına getirerek üstünlük sağlar. Judo'nun eğitimi belirli bir sıra
takip eder. Önce, düşmeler ve alçak seviyeli düşüşlere dayalı atış
teknikleri öğretilir. Duruş, yakalama, vücut dönüşleri ve
hareketinden denge bozma ile 4 ana prensibe dayalı atışın şekilleri
tamamen bilimsel yöntemlere dayalıdır.
Judo'nun Tarihçesi
Japonya'daki egemen dinler Şinto ve Budizm'dir. Judo, Jujutsu'dan
doğan spor dallarından biridir. Jujutsu ve Judo Çin karakteri ile
yazılan kelimeler olup Juher ikisinde de 'Yumuşaklık' veya 'Yol
verme', Jutsu 'Sanat Çalışma', 'Do' ise 'Prensip' veya 'Yol'
anlamına gelmektedir.Jujutsu 'Yumuşaklık Yolu', Kodokan ise 'Yolu
Çalışma Okulu' demektir. Judonun amacı, zihinsel ve ahlaki disiplin
yoluyla sağlam karakterli insan yetiştirirken vücudu kuvvetli,
faydalı ve sağlıklı yapmaktır. Judoda birinci kural, kuvvete karşı
koymadan rakibin kuvvetinden yararlanmak, ikinci kural ise şiddet
kullanmamaktır. Judo bu tür kuralları bedensel ve zihinsel enerjiden
en üstün ve en uygun bir şekilde kullanabilme yöntemini öğretirken,
bunu yaşamın her döneminde de kullanmasını sağlar.
DÜNYADA JUDO'NUN GELİŞİMİ
Judonun Do' su, diğer Uzakdoğu sporlarındaki Do ile aynı anlamı
taşır. Örneğin Aiki-Do, Taekwon-Do gibi. Bu bakımdan Do, tarihsel
süreç içinde tek kökenden gelme felsefik bir sistemdir. Uzakdoğu'da
Konfiçyüslük'e karşı LAOTZU tarafından TAOİZM olarak oluşturuldu.
Tüm Uzakdoğu sporları kuşak renklerini, simgelerini, gelenek ve
göreneklerini, disiplinini, TAOİZM'den aldı. Örneğin kuşak renkleri
katedilen yolu, kırmızı kuşak iç aydınlatmayı, beyaz elbise saflığı
ve dinginliği simgeler. Judodaki katalar ise doğayı ve evreni
yorumlar. Bu sistem Uzakdoğu'da belirli yörelerin ve inanç
sistemlerinin etkisi altında kalarak Çin'de, Kore'de, Japonya'da
değişikliğe uğradı. Örneğin Japonya'da Bushi-Do, Zen-Do, Çin'de
Kung-Do ya da Kung-Fu, Kore'de Taekwon-Do gibi. O dönemlerde
Japonya'da feodal bir düzen söz konusuydu. Feodalite hem inançsal
geleneğin sürdürülmesini isterken hem de hayatta kalabilme
mücadelesinde kılıcın, ayak ve ellerin farklı tekniklerle gelişimini
sağladı ve feodalitenin bu sisteminden SAMURAİ, Zen, Ken-Do gibi
savaşçılar felsefi yapılar, kılıç ve döğüş sanatları ortaya çıktı.
Bu sanatlardan biri de Jujutsu idi. Taijustu ve yawara olarak da
bilinen jujutsu atış, vuruş, tekme, hançerleme, boğma, kol veya
bacağı kıvırma gibi atak yapma ve bu ataklara karşı bir savunma
sistemiydi. Jujutsu teknikleri çok eski tarihlerde bilinmesine
rağmen 16. yüzyılın son yarısında sistemli olarak çalışıp Edo
döneminde (1603-1868) bir sanata dönüştü ve birçok okulda ustalar
tarafından öğretildi. Ancak 1800'lü yıllarda Japonya'da feodalite
yavaş yavaş ortadan kalkmaya başlayınca, feodalitenin dövüş
sanatlarından daha çok spora yönelik yeni sistemli teknikler
oluşturuldu. Örneğin Jigaro KANO, yalnız atış, boğuş, kırış, tutuş,
teknikleriyle JUDO'yu, VEŞİBA; hasmın oynak yerlerinden
yararlanarak, etkisiz hale getirme tekniğiyle AİKİDO'yu kurdular.
Böylece bu sistemden JUDO, AİKİDO, KARATE, SAWATE, KENDO, AİKİDO
gibi sporlar icat edildi. Prof. Jigaro KANO gençliğinde hocalarıyla
Jujutsu çalışırken onların bilgilerinden yararlanıp, rakibine
vururken ve onu atarken uygulanan kuralı aradı ve sonunda 'Zihni ve
fiziksel enerjiyi en iyi şekilde kullanmak'temel prensibi keşfederek
1884 yılında KODOKAN Okulu'nu kurdu. 1887'lerde de judonun teknik
formüllerini oluşturdu. 1922 yılında 'KODOKAN Kültür Toplumu Eğitim
Cemiyeti' kuruldu. Jigaro KANO, yetiştirdiği öğrencilerini 1900'lü
yıllarda Avrupa ve Amerika'ya göndererek judonun dünyaya yayılmasını
sağladı. Avrupa'da ilk judo karşılaşması 1918'de İngiltere'de
yapıldı. 1951 yılında merkezi Paris'te olan Uluslararası Judo
Federasyonu (IJF) kuruldu. 1956'da ilk Dünya Şampiyonası
düzenlendikten sonra 1964 Tokyo Olimpiyatları'nda olimpik spor
olarak kabul edildi. 1956, 1958 ve 1961 yıllarında düzenlenen Dünya
Şampiyonaları yalnız erkeklerde ve açık sıklet olarak yapıldı.
1979'da Fransa'da yapılan Dünya Şampiyonası'nda ise bugünkü
sıkletler kullanılmaya başlandı. Bayanlarda Dünya Şampiyonası ilk
kez 1980 yılında New York'da düzenlenirken, 1992 Barcelona Olimpiyat
Oyunları'nda müsabakalara ilk kez bayanlar da katıldı. Tüm dünyada
hızla yayılan judo, bilim adamları, pedagoglar ve doktorlar
tarafından ailelere, çocuğun ruh ve fiziksel gelişimi açısından
önemle tavsiye edilmektedir. 7'den 70'e kadar, herkesin kendisine
göre oluşturulmuş teknik ve egzersizlerle yaptığı bu spor,
olimpiyatlarda ülkelerarasında en fazla katılımın sağlandığı bir
spordur.

1984 Ankara-SSTSS Hatırası
Ahmet ÖZDEMİR ve Yener
YÜKSEL bir antrenman sonrasında
Resimlerim ve beyanlarım dışındaki Judo ile
ilgili genel bilgiler Türk
Japon Vakfının sitesinden alıntılanmıştır.
|
|

JUDO'DA TEKNİKLER:
Ayaktan atış, yerde mücadele ve vuruş
teknikleri olmak üzere, üç büyük grupta
toplanır. Ayaktan atış teknikleri; elle,
kalça ile ve ayakla olmak üzere üç kısımdır.
Bunun yanısıra, kendini yere atarak yapılan
teknikler vardır. Ayaktan atış teknikleri 40
adettir. 65adet olan yer teknikleri içinde
hareketsiz bırakma, boyun ve kol kilidi
teknikleri bulunmaktadır Ate Waza ismi
verilen vuruş teknikleri içinde aşağı yukarı
karate bünyesinde yer alan tüm vuruşlar yer
almaktadır. Bu son bölüm, yarışmalarda
kullanılmamaktadır. Judo'nun kendini koruma
kısmında ele alınmaktadır. Judo'nun
bünyesinde Aikido'nun tüm duruş, tutuş,
vücut dönüşü ve atışları da yer almaktadır.
Ayrıca Jui Jutsu, Judo'nun bir nevi ilkel
şekli olup, özellikle silahlı kuvvetler ve
emniyet güçleri bünyesinde göğüs göğüse
mücadele kapsamı içinde uygulanmaktadır.
Türk spor kültürünü inceleyecek olursak,
Judo sporunun kökünü eski Türkler'de
buluruz. Orta Asya'da Türk Devletleri
tarafından yaygın olarak yapılan ve tüm
dünyaya tanıtarak, artık dünya şampiyonaları
düzenlenen Kuraş, Judo'nun atasıdır. Bu spor
da judo elbisesine benzer bir elbise ile
yapılır. Bunun örneklerini ülkemizin bazı
yörelerinde de görmek mümkündür. Bugünün
modern judo sporu, Japon Jigaro Kano
tarafından kurulmuştur. Kano, 1860 yılında
Kobe kentinde doğmuş, siyasal bilgiler
eğitimi almış, milli eğitimde görev yapmış,
Japon rahipleri başkanlığı ve senatörlük
gibi devlet işlerinde bulunmuş ve 1938
yılında ölmüştür. Jigaro Kano, 1882 yılına
kadar uzun bir jui jutsu eğitimi almış, bu
tarihten sonra Jui Jutsu'nun zararlı bulduğu
teknikleri ayıklayarak, kendi deyimi ile JU
JUTSU DO dediği JU DO'yu kurmuş, eğitim
verdiği dojoya da KODOKAN ismini vermiştir.
Bu Orta Asya mücadele sporunun, Jui jutsu
adı altında Japonya'ya gelişi ise 17.
yüzyılda CHEN YUAN PİNG isimli bir Çinli
usta eli ile olmuştur. Türkiye'de Judo
resmen 1962 yılında başlamıştır. Halil
YÜCESES, İbrahim ÖZTEK, Feridun YENİSEY,
Aydın ÖZTEK, Ergun GÖKTUNA, Muvahhit BAYMUR,
Engin ÇORUH, Namık EKİN, Berkol ÖKTEN, Nazım
CANCA, Ayhan SEZGİ, Natık CANCA Şefik GÜVEN,
Metin ALTINZİNCİR gibi Silahlı Kuvvetler
veya Emniyet Güçleri bünyesinde görevli
sporseverler, küçük gruplar halinde önce
İstanbul ve Ankara'da daha sonra da tüm
yurtta bu sporun öncüleri olmuşlardır. Bu
Budoka'lar, Judo sporunun yanı sıra Karate,
Aikido ve Jui Jutsu sporlarında da
çalışmışlar, çeşitli gösterilerle bu
branşları tanıtmışlardır. Judo sporuna;
Letterie, Kawabe Chiba Novowitch, Barraco,
Ra, Yoshimura, Yodoya Varoşçuk, Dörbant,
Maissner, Onozavwa ve Aramaki gibi birçok
yabancı hocanın da zaman zaman önemli
katkıları olmuştur. 1974 Yılından bu yana
Balkan Şampiyonaları'nda, takımımız
madalyalı başarılarını sürdürdü. İlk Balkan
şampiyonu olan sporcumuz ise 63 kg'de Adnan
ÖZMEN'dir. 1978 yılında Milli Takımımız
Avrupa Takımlar Şampiyonasunda 4. olmuştur.
Yine ilk kez Gençler Avrupa Şampiyonosu'nda
66 kg'da Gamze SAKIZLIGİL ile 52 kg'da Hülya
ŞENYURT bronz madalya kazanmışlardır. Bu
şampiyona, 1990 yılında Ankara'da
yapılmıştır.1992 yılında ilk kez 48 kg'da
Hülya ŞENYURT Barcelona'da Olimpiyat
3'üncüsü olmuştur. İlk Dünya Şampiyonluğu
derecesi de Mısır'da yapılan Dünya
Şampiyonası'nda İlknur KOBAŞ tarafından elde
edilmiştir.1997 yılında Avrupa
Şampiyonası'nda ilk kez 65 kg'da Hüseyin
ÖZKAN ile Selim TATAROĞLU'nun almış olduğu
altın madalyalar ile yine 1997 Akdeniz
Oyunları'nda Hüseyin ÖZKAN'ın aldığı altın,
Selim TATAROĞLU'nun aldığı gümüş, 48 kg'da
Gülnigar GÜLSARAN, kg'da Neşe YAZICI, 66
kg'da Gamze SAKIZLIGİL ve 72 kg'da Zarife
YILDIRIM'ın kazandığı bronz madalyalar,
Gençlik Olimpik Günlerinde 50 kg'da Erbay
FINDIK ve Ebru AKTAN'ın kazandığı gümüş, 52
kg'da Zehra DOĞAN'ın elde ettiği bronz
madalyaları, yine Balkan Ümitler
Şampiyonası'nda elde edilen 7 altın, 9
gümüş, 8 bronz madalya ve turnuvalardaki
üstün başarılar ile Türk judosu bugüne
kadarki en parlak devrini yaşamıştır.
1951'de Internasyonal Judo Federasyonu (IJF)
, 1952'de Avrupa Judo Birliği (EJU) kuruldu.
İlk Dünya Şampiyonası 1956 yılında Tokyo'da
yapıldı. Judo 1964 Tokyo Olimpiyatları ile
Olimpik spor oldu.
TÜRKİYE'DE JUDO'NUN GELİŞİMİ
Bazı kaynaklara göre,
judo, Orta Asya'da doğmuş olan eski bir Türk
sporudur. Fakat daha sonra Japonlara geçti
ve onlar tarafından stilize edildi. Judo,
ülkemizde 1960'lı yıllarda Askeri ve Polis
Okulları ile Komando Birlikleri'nde
yapılmaya başlandı. 1962 yılında Japonya'ya
güreş antrenörü olarak giden Halil Yüceses
orada judo eğitimi aldıktan sonra dönüşünde
Eminönü Denizcilik Lokali ve Fatih Güreş
Kulübü'nde ilk judo çalışmasını başlattı.
Daha sonra Üsküdar Anadolu Kulübü'nde Halil
Yüceses ile birlikte Namık Ekin, bu
çalışmalara devam etti. Judo sporu 1964
yılında önce Güreş Federasyonu'na bağlandı,
1966 yılında ise bağımsız bir federasyon
oldu. Judo Federasyonu'nun kurulmasının ilk
başkanlığına da Hakkı Isıgöllü' nün
atanmasının ardından 1967'de ilk Türkiye
Şampiyonası düzenlendi.
1969-1979 yılları arasında Judo ve Taekwondo,
1980-1990 arasında ise Judo ve Karate
Federasyonu olarak faaliyetlerini yürüten
federasyon, 1990 yılından itibaren Judo
Federasyonu adı altında hizmet verdi.
Kuruluşundan 1993 yılına dek atama ile
göreve gelen Federasyon Başkanları bu
tarihte çıkarılan yönetmeliğe göre seçimle
görev almaya başladılar, ilk seçimlerde
Natık Canca Judo Federasyonu Başkanı oldu.
1964 yılında Halil Yüceses, Rıza Doğan,
Mucahit Baymur, Nazım Canca, Ergun Göktuna
gibi hocalar judonun yayılması için faaliyet
gösterirken, Hollanda Kral Signel Deniz
Assubay Okulu ve Milli Türk Talebe
Birliği'nde daha sonra judonun gelişmesinde
öncü rol olan Namık Ekin, İbrahim ve Aydın
Öztek, Feridun Yenisey, Feridun Başaran gibi
sporcuları çalıştırdı. 1968 yılında Fransiz
Michel Novovitch'in Türkiye'ye antrenör
olarak gelmesiyle modern judo başladı. 1969
yılında Japon Kültür Derneği'nin girişimiyle
Vaseda Üniversitesi'nden Yoşimura ülkemize
gelerek, kadokan stilinin gelişmesine
yardımcı oldu.
1970 yılında gelen Güney Koreli Ra Soo Cho,
ilk resmi müsabaka olan 1971 Akdeniz
Oyunları'na milli takımı hazırladı. 1974
yılında Japon Yodoya ülkemize gelen bir
diğer önemli yabancı hoca oldu ve 1975
Akdeniz Oyunları'na katılan ekibimizi
çalıştırdı. Namık Ekin, 1970 yılında ABD'de
elde ettiği Teksas Şampiyonluğu ile
yurtdışında madalya kazanan ilk sporcumuz
oldu. 1971 yılında düzenlenen İzmir Akdeniz
Oyunları'nda ilk resmi müsabakaya katılan
judocularımız büyük başarı göstererek 5
sıklette 5 madalya kazandılar. (63 kiloda
Ali Demir bronz, 70 kiloda Süheyl Yeşilnur
gümüş, 78 kiloda Namık Ekin bronz, 95 kiloda
Kamil Korucu gümüş, +95 kiloda Ali Berber
bronz madalya). İlk kez 1975 yılında
İstanbul'da yapılan Balkan Şampiyonası'nda
63 kiloda Adnan Özmen altın madalya alırken,
ekibimiz 3'lük elde etti. Aynı yıl
Cezayir'de yapılan Akdeniz Oyunları'nda Ali
Demir 71 kiloda gümüş, Adnan Özmen 63 kiloda
bronz madalya kazandılar. 1980'de
İstanbul'da yapılan şampiyonada erkeklerde
Süheyl Yeşilnur 78 kiloda birinci geldi.
1985 yılında İzmir'de düzenlenen Balkan
Şampiyonası'nda bayanlarda 48 kiloda Bilge
Papakçı, 52 kiloda Bedriye Ersan birinci
gelirken 1987 yılında ülkemizde ilk kez
Marmara Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor
Bölümü'nde judo bilim dalı kuruldu. 1988'de
Atina'da yapılan şampiyonada erkeklerde 71
kiloda Alpaslan Ayhan ve 78 kiloda Temel
Çakıroğlu şampiyon oldular. 1989'da
Romanya'da düzenlenen Balkan Şampiyonası'nda
Veli Yılmaz 95 kiloda altın madalya alırken,
1990 yılında İzmir'de yapılan Avrupa
Şampiyonası'nda genç bayanlarda Hülya
Şenyurt 48 kiloda, Gülten Eyüpoğlu ise 66
kiloda ve 72 kiloda Belgin Karaaslan altın,
Gamze Sakızlıgil ise 66 kiloda bronz madalya
kazandılar. Aynı şampiyonada erkeklerde
Haldun Efemgil 60 kiloda, Yavuz Yolcu 65
kiloda ve Alpaslan Ayan 71 kiloda Balkan
Şampiyonu oldular. 1990 yılında Fransa'da
düzenlenen Dünya Gençler Şampiyonası'nda
Türkiye ilk kez bayanlarda Gülşen İntaş ile
bronz madalya kazandı. 1991 Avrupa Gençler
Şampiyonası'nda 2. olan Hülya Şenyurt, 1992
Barcelona Olimpiyatları'nda 48 kiloda bronz
madalya alarak olimpiyatlarda madalya alan
ilk bayan sporcumuz oldu. Atina'da yapılan
Avrupa Şampiyonası'nda Hülya Şenyurt ile
Akdeniz Oyunları'nda Tufan Durmuş, bronz
madalya kazanırken 1993 yılında Tel-Aviv'de
düzenlenen Avrupa Şampiyonası'nda 66
kilogramda Gamze Sakızlıgil ve Erkek Milli
Takımı Avrupa 3.'lüğü elde etti. 1994'te
düzenlenen Dünya Gençler ve Avrupa Gençler
Şampiyonalarında 61 kiloda İlknur Kobaş
altın madalya, Bektaş Demirel de bronz ve
altın madalya kazandılar. 1995 yılında
Japonya'nın Chiba kentinde düzenlenen Dünya
Judo Şampiyonası 65 kiloda Bektaş Demirel ve
açık kategoride Selim Tataroğlu dünya
üçüncüsü olarak bronz madalya kazanırken,
Türkiye şampiyonayı iki bronz madalya ile
tamamladı. İspanya'da yapılan Avrupa
Şampiyonası'da ise 61 kiloda İlknur Kobaş
Avrupa Şampiyonluğu'na ulaşırken 72 kiloda
Halil Bıyık Avrupa 3.'sü oldu ve
judocularımız 1996 Atlanta Olimpiyatları'na
katılmaya hak kazandı. Türk judosunun
gelişiminde rol oynayan belli başlı yerli
teknik direktörler 1967-1979 yıllarında
Namık Ekin, 1979-1980'de İbrahim Öztek,
1980-1985'te Ali Demir, 1986-1989 yıllarında
Selahattin Ünay, ülkemizde judonun
gelişimine katkısı olan antrenörlerden en
önemlileri, Adnan Özmen, Ahmet Kambur,
Sabahattin Zaimoğlu, Cihat Şener, Yılmaz
Mesci, Aydın Öztek ve Ahmet Berkol'dur.
JUDO YARIŞMA
KATEGORİ VE KUŞAKLARI
Erkeklerde uluslararası
judo karşılaşmaları 8 farklı kilo
kategorisinde yapılır.
60,65,71,78,86,95,+95
kg, Herhangi bir kiloda açık siklet.
Bayanlarda ise 7 kilo
kategorisinde maçlar yapılır.
48,52,56,61,66,72,+72
kg.
Judocular bilgi ve
becerilerine göre sınıflara ayrılır.
a) Kyu (Kahverengi
Kuşağa kadar)
b) Dan (Siyah Kuşak dereceleri)
Avrupa ve Türkiye'de
uygulanan sisteme göre Kyu' lar;
Rok Kyu (Beyaz Kuşak)
Go-Kyu (Sarı)
Shi-Kyu (Turuncu)
San-Kyu (Yeşil)
Ni-Kyu (Mavi)
İk-Kuyu(Kahverengi)
|
|
|
|
Judo ile ilgili bazı linkler:
Kodokan Judo
Uluslararası Judo Federasyonu
Avrupa Judo Federasyonu
British Judo
Association
Turkiye Judo Federasyonu
Judoculara Ait Bazı Sitelerin Linkleri:
Çakıroğlu Spor Merkezi
 Free Hit Counter |