ANA SAYFA

ÖZGEÇMİŞ

GÖREVLER

SEYAHATLER

MAKALELER

PAPER

FOTOGALERİ

SPOR

JUDO

LİNKLER

 

 

 

Mülkiye Başmüfettişi
İçişleri Bakanlığı Teftiş Kurulu
İş: 419 31 52,

E-mail: yener.yuksel@icisleri.gov.tr

 

 

 

GEÇİCİ KÖY KORUCULARI

 

ÖZEL BEDEN EĞİTİMİ VE SPOR TESİSLERİNİN AÇILMASINA DAİ

 

 GEÇİCİ KÖY KORUCULARI



                    Sayıları 58 bine yaklaşan Geçici Köy Korucuları doğu ve güneydoğu illerimizde ki terörist saldırılarına karşı mücadele veren Güvenlik Kuvvetlerine yardımcı olan, onlarla birlikte Mücadeleye bizzat katılıp başarılar elde etmiş ve 1.332 adedi bu mücadelede şehit olmuş mahalli silahlı görevlilerdir.

 
                    1984 yılından itibaren, ülkemizde bölücü terör örgütünün eylemlerinin yoğunluk kazanması, kırsal kesimde çocuk, kadın ve her yaştaki insanları öldürmesi ve bölge halkına yönelik katliamlara girişmesi insan haklarına tecavüz etmesi üzerine özellikle güvenlik güçlerinden ve Jandarma Karakollarından uzak yerleşim birimlerinde yaşayan vatandaşlarımızın mal ve can güvenliğinin korunmasında güvenlik güçlerine yardımcı olmak maksadıyla mahalli iyi bilen vatandaşlarımızdan geçici köy korucuları görevlendirmek fikri kabul görmüştür.


                    Bunun üzerine; 442 sayılı Köy Kanunun 74 üncü maddesinde değişiklik yapılması gündeme gelmiş TBMM nde kabul edilen 26.03.1985 tarih ve 3175 sayılı Kanunla 442 sayılı Köy Kanunun 74 üncü maddesinde değişiklik yapılarak; "Bakanlar Kurulunca tespit edilecek illerde, Olağanüstü Hal ilanını gerektiren sebeplere ve şiddet hareketlerine ait ciddi belirtilerin köyde veya çevrede ortaya çıkması veya ne sebeple olursa olsun köylünün canına ve malına tecavüz hareketlerinin artması hallerinde, Valinin teklifi ve İçişleri Bakanının onayı ile yeteri kadar Geçici Köy Korucusu görevlendirilir." Hükmü getirilmiştir.
                    27.06.1985 gün ve 9632 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile de GKK larının çalıştırılacağı iller tespit edilmiş, ilk olarak 13 ilde uygulanmaya başlanmıştır.


                    Bahse konu geçici maddeye istinaden GK Korucuları sistemi bugün 22 İlde uygulanmaktadır. Bu iller; Diyarbakır, Hakkari, Şırnak, Tunceli, Batman, Bingöl, Bitlis, Mardin, Muş, Siirt, Van, Adıyaman, Ağrı, Ardahan, Elazığ, Gaziantep, Iğdır, Kahramanmaraş, Kars, Kilis, Malatya, Şanlıurfa dır.


                    Mahalli idarelerin en küçük birimini oluşturan köylerde asayiş ve düzeni korumanın Devlete olduğu kadar köy tüzelkişiliğini temsil eden muhtara ve onun emrindeki köy korucularına ait de bir görev olduğu,
Birbirinden oldukça uzak mesafelerde bulunan köy ve mezraların tümünde Devletin Jandarma Karakolu bulundurmasının güçlüğü, 442 sayılı Köy Kanununun, köylerde mevcut köy korucularının sayılarını belli koşullarda artırma imkanını öngören hükümler içermekte olmakla birlikte bunların, ortaya çıkan yeni durumlarda ihtiyacı karşılamaya elverişli olduğunun söylenemeyeceği,
Gerçekten, Köy Kanununun " Köy Korucuları ve Göreceği İşler " ; başlıklı 8. Faslında yer alan 68. maddesinde; " Köy sınırı içinde herkesin ırzını, canını ve malını korumak için köy korucuları bulundurulur. "
69. maddesinde : " Her köyde en aşağı bir korucu bulunur. Nüfusu binden yukarı köylerde her beş yüz kişiye bir korucu daha tutulur.


                    74. maddesinde ise : " Köy muhtarı ve ihtiyar meclisi mahsul zamanlarında çapulcular ve eşkiya türemiş ise yağmadan köy halkını korumak için köylünün eli silah tutanlarından lüzumu kadarını gönüllü korucu ayırarak bunların isimlerini bir kağıda yazıp Kaymakama götürür. Kaymakamın müsaadesi olursa bu gönüllü korucular asıl korucularla beraber yağmacılara ve eşkıya ya karşı köy ve köylüyü korurlar.;
hükümlerine yer verildiği ,


                    442 sayılı Köy Kanununun 74. maddesindeki köy korucularının sayılarının artırılması nedenleri, bu maddeye eklenen fıkralar hükümlerinde öngörülen nedenlerden farklı olduğu,
Köy Kanununa eklenen Yasa kuralları ile hangi koşullarda köy zabıtasının takviye edileceğinin gösterilmekte olduğu, sayıları artırılacak köy korucularına kimi mali olanaklar sağlanmakta olup bunların özlük haklarının düzenlendiği,


                    Yasanın, köylerde geçici korucuların görevlendirilebilmesini üç koşula bağlı tutmuş bulunduğu, Bunların :
a)Geçici köy korucularının görevlendirileceği illerin Bakanlar Kurulunca tespiti;
b) Olağanüstü hal ilanını gerektiren sebeplere ve şiddet eylemlerine ilişkin belirtilerin köyde veya çevresinde ortaya çıkması veya her ne suretle olursa olsun köylünün canına ve malına tecavüz hareketlerinin artması;
c) Bu sebeplerin köyün bağlı olduğu ilin Valisi tarafından değerlendirilerek yeterli sayıda köy korucusunun görevlendirilmesinin İçişleri Bakanlığına önerilmesi ve bu önerinin adı geçen Bakanlıkça onaylanması;
koşulları olduğu,
                    Yasanın amaç ve kapsamı bölümünde açıklandığı gibi, Yasa maddesinin; köylerde mevcut köy korucularının, kimi koşulların gerçekleşmesi durumunda, geçici köy korucuları ile takviye edilmesini amaçladığı, Maddede yer alan " ... Olağanüstü hal ilanını gerektiren sebeplere ve şiddet hareketlerine ait ciddi belirtilerin köyde veya çevrede ortaya çıkması veya ne sebeple olursa olsun köylünün canına ve malına tecavüz hareketlerinin artması... " ibarelerinin, bu yola başvurmanın bir koşulu olduğu,


                    Öte yandan bu düzenlemenin, olağanüstü hallerde Anayasa' nın 15. maddesinin öngördüğü, temel hak ve hürriyetlerin kullanılmasının kısmen veya tamamen durdurulabilmesine veya bunlar için Anayasa' da öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilmesine imkan veren hükümler içermemekte olduğu ,


                    Değişiklikle geçici köy korucularının görevlendirilme koşullarının ve bunlara ilişkin kimi özlük haklarının düzenlediği, yeni bir olağanüstü hal yönteminin ihdasının söz konusu olmadığı, bu durumda konunun, olağanüstü yönetim usullerini düzenleyen, tabii afet ve ağır ekonomik bunalım sebebiyle olağanüstü hal durumuna ilişkin 119., şiddet olaylarının yaygınlaşması ve kamu düzeninin ciddi şekilde bozulması sebebiyle olağanüstü hal ilanı ile ilgili 120. ve olağanüstü hallerle ilgili düzenleme başlıklı 121. maddesiyle ilişkisi bulunmadığı,


                    (12 Şaban 1342) 18 Mart 1340 günlü, 442 sayılı Köy Kanununun Köy Korucuları ve Göreceği İşler başlıklı 8. Faslında yer alan 68. ve takip eden maddelerinde köy korucularının atanmaları, nitelikleri, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülüklerine ilişkin hükümlerin mevcut olduğu, 442 sayılı Köy Kanununun 74. maddesine 3175 sayılı Kanunla eklenen hükümlere göre köylerde görevlendirilecek olan geçici köy korucularının bu yönden köy korucularına ilişkin hükümlere tabi olacaklarında kuşku bulunmadığı,


                    Kaldı ki, geçici köy korucularının yerine getirecekleri görevlerin, genel idare esaslarına göre yürütülmesi gereken sürekli görev niteliğinde de olmadığı,


                    Bu nedenle Anayasanın 128. maddesine de aykırı olmadığı tespiti 10.12.1985 gün 1985/5 esas,1985/23 karar sayılı Anayasa Mahkemesi Kararında yer almış ve oy birliği ile kabul edilmiştir.(1)

 

                    Geçici Köy Korucularının bugüne kadar yürütülen terörle mücadele faaliyetlerinde fevkalade başarılı katkıları olduğu ve Terörle mücadelede bugüne kadar (1.332) GK Korucusunun şehit olduğu önemli bir kısmının da yaralandığı bir gerçektir. Köy Korucuları ve Geçici Köy Korucularının görevde bulundukları süre içinde yaralanmaları, sakatlanmaları veya ölümleri halinde 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun hükümleri uygulanmaktadır.

                   

                    442 sayılı Köy Kanununun Geçici Köy Korucuları ile ilgili değişik 74. maddesi ve 04.07.1988 tarihli KHK nin 336/1 md.si ile değişik 78. maddesi 1. fıkrası aşağıdaki gibidir;(2)


                    Madde 74 - Köy muhtarı ve ihtiyar meclisi mahsul zamanlarında çapulcular ve eşkiya türemiş ise yağmadan köy halkını korumak için köylünün eli silah tutanlarından lüzumu kadarını gönüllü korucu ayırarak bunların isimlerini bir kağıda yazıp kaymakama götürür. Kaymakamın müsaadesi olursa bu gönüllü korucular asıl korucularla beraber yağmacılara ve eşkıya ya karşı köy ve köylüyü korurlar.


                    (Ek fıkra: 26/03/1985 - 3175/1 md.; Değişik fıkra: 07/02/1990 - 3612/2 md.) Bakanlar Kurulunca tespit edilecek illerde; olağanüstü hal ilanını gerektiren sebeplere ve şiddet hareketlerine ait ciddi belirtilerin köyde veya çevrede ortaya çıkması veya ne sebeple olursa olsun köylünün canına ve malına tecavüz hareketlerinin artması hallerinde de, Valinin teklifi ve İçişleri Bakanlığının onayı ile yeteri kadar geçici köy korucusu görevlendirilebilir. Bu şekilde görevlendirilen geçici köy korucularına görevleri süresince ödenecek ücret ile hizmetin bitiminde verilecek tazminat miktarı ve giyim bedelleri İçişleri ile Maliye ve Gümrük Bakanlıklarınca müştereken tespit edilir ve Maliye ve Gümrük Bakanlığı bütçesinin ilgili transfer harcamaları bölümünden İçişleri Bakanlığı bütçesine aktarılacak ödenekten bu Bakanlıkça karşılanır.


                    (Ek fıkra: 26/03/1985 - 3175/1 md.) Köy Korucuları ve Geçici Köy Korucularının görevde bulundukları süre içinde yaralanmaları, sakatlanmaları veya ölümleri halinde 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun hükümleri uygulanır.


Madde78 - (Değişik madde: 22/09/1941 - 4114/1 md.)
                    1-(Değişik bent: 04/07/1988 - KHK - 336/1 md.; Aynen Kabul: 07/02/1990 - 3612/3 md.)                     Korucuların kıyafetleri ve silahlarının şekli İçişleri Bakanlığınca tayin olunur.
                    Geçici Köy Korucuları görevleri sırasında 442 sayılı Kanunun değişik 78. maddesi gereğince belirlenen tek tip üniforma benzeri korucu elbisesi giymektedirler.
GKK larının bugüne kadar herhangi bir sosyal güvenlik kurumuna bağlı olmamaları nedeniyle mağduriyetleri söz konusu olduğundan Bakanlığımızca konuya çözüm bulmaya yönelik ön çalışmaların yapılmasının yararlı olduğunda şüphe yoktur.
                    GKK larının öncelikle sağlık ve tedavi güvencesine kavuşturulması bir zorunluluk olarak değerlendirilmektedir.
                    Geçici Köy Korucularının fiilen yürüttükleri hizmetlerin, yine geçici olarak Silahlı Kuvvetler emrinde çalıştırılan uzman er ve erbaşlarla aynı mahiyette olmasa da benzer tehlikeleri içeren görevlerden olduğu, 1.332 adedinin çatışmalarda şehit olmasından anlaşılacağı nedeniyle tartışmaya gerek olmadığını düşünüyorum.


                    Zaten Geçici Köy Koruculuğuna alınmanın öncesinde ciddi bir güvenlik araştırması yapılmış olması da doğaldır ve yapılıyor olması gerekir.Yönetmelik Madde 5 teki şartlar bu anlamda yorumlanabilir.(3)


                    GKK olarak istihdam edilen bahse konu Türk Vatandaşlarının, istemeleri halinde bu çalışmaları sırasında aldıkları ücretten prim ödemeleri suretiyle Sosyal Güvenlik Kurumlarından biri ile irtibatlandırılması halinde, karşılığı prim olarak ödenmiş sağlık (sigorta) güvencesine hem de geçici oldukları için bu işten ayrılıp gelecekte başka sosyal güvenlik kurumlarına tabi işleri yürütmeleri halinde emeklilik hakkına kavuşturulmalarının da mümkün olacağı hususunun çalışmalarda göz önüne alınması gerektiği kanısındayım.


                    Köy Kanununun (Değişik madde: 12/05/1928 - 1256/1 md.) 71. maddesine göre;
" Korucuların 22 yaşından küçük ve altmış yaşından büyük olmaması ve bir cürüm ile cezalandırılmamış ve iyi huylu tanınmış bulunması ve herkesle kavga çıkarmak, sarhoşluk gibi huysuzlukları olmaması şarttır. "


                    Köy Korucularının işe alınmaları ve işten çıkarılmaları vb. hususlar" Köy Korucuları Yönetmeliği " nin ilgili maddelerinde belirtilmiştir.(3)


                    Geçici Köy Korucularının toplam kadro sayısının 65.809 adet olduğu ancak halihazırda bu kadroların 57.860 nın dolu olduğu görülmektedir.


                    Bu durumun Şubat 2000 tarihinden bu yana boşalan kadrolara ve yaş haddini dolduranların boşalttığı kadrolara yeni atama yapılmamasından kaynaklandığı anlaşılmaktadır.


                    57.860 Geçici Köy Korucusunun; eş, bakmakla yükümlü oldukları anne, baba ve çocuklarının da Yeşilkart verilmesi yönündeki 442 sayılı Köy Kanununda değişiklik tasarı taslağı kapsamı içerisine alındığı düşünülürse;


                    Her bir korucunun 1 eş,1 anne 1 baba ve 1 çocuğu olduğunu varsaydığımızda 231.440 kişi ettiği ki bunun asgari rakam sayılabileceği; koruculardan bir kısmının bekar olduğu ancak önemli bir kısmının evli olduğunu, ayrıca doğu ve güneydoğu bölgesinde bir babanın oldukça fazla sayıda çocuk sahibi olduğunu da göz ardı etmediğimizde sağlık güvencesinden yararlanması gerekenlerin, asgari rakamın oldukça üstünde olacağı söylenebilir.(4)


                    03/07/1992 gün ve 21273 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren ' Ödeme Gücü Olmayan Vatandaşların Tedavi Giderlerinin Yeşil Kart Verilerek Devlet Tarafından Karşılanması Hakkında Kanun ' un Temel İlke Ve Esaslar başlıklı 3/ c maddesinde;


                    " c)Özel kanunlarla sağlık hizmetlerinden ücretsiz faydalanması öngörülen vatandaşlara, talepleri halinde, hiçbir soruşturma ve araştırmaya gerek kalmaksızın Yeşil Kart verilir. " Denildiği,
İncelenmiştir.


                    Dolayısıyla Köy Korucularına ve bakmakla yükümlü oldukları kişilere , öncelikle sağlık güvencesine kavuşturulmaları amacıyla geçici bir çözüm olarak 3816 sayılı Kanuna göre yeşil kart verilmesini sağlayacak bir düzenlemenin özel Kanun olan 442 sayılı Köy Kanununda bir değişiklikle yapılması mümkün ise de ;


                    3816 Sayılı Yeşilkart ile ilgili Kanunun Kapsamına baktığımızda;


                    " Madde 2 - (Değişik madde: 14/07/2004 - 5222 S.K./1.mad) Bu Kanun; hiçbir sosyal güvenlik kurumunun güvencesi altında bulunmayan ve bu Kanunun öngördüğü usul ve esaslar çerçevesinde belirlenecek aylık geliri veya aile içindeki gelir payı 4857 sayılı İş Kanununa göre belirlenen asgari ücretin vergi ve sosyal sigorta primi dışındaki miktarının 1/3'ünden az olan ve Türkiye'de ikamet eden Türk vatandaşlarının "


                    Sağlık giderlerini kapsamaya yönelik olduğu görülmektedir.


                    Geçici Köy Korucularının aldığı ücret Kanunda belirtilen limitten yüksektir. Ve Geçici Köy Korucularının aciz durumdaki vatandaşlar için çıkarılan bir Kanuna tabi kılınması yerine,


                    Aldıkları maaştan prim ödetmek ve işveren payının da Devlet Bütçesinden ödenmesi suretiyle özel bir statüyle sigortaya tabi kılınmalarının daha mantıklı ve adil olacağı düşünülmektedir.


                    Böyle bir durumda " emeklilik ve sağlık sigortası " primlerinin paylarına göre işveren (Devlet) ve korucular tarafından ödenmeleri nedeniyle, geçici bir görev olan mevcut koruculuk işini bıraktıklarında ya da değiştirdiklerinde sosyal güvenlik sigortaları da devam edecektir. Dolayısıyla huzur ortamında da kendi işlerine yada başka bir işe geçmeleri halinde kayıpları olmayacaktır.


                    İçişleri Bakanlığı Toplumla İlişkiler Daire Başkanlığının; GKK nın öncelikle sağlık güvencesine kavuşturulmaları gerektiği hususunda hassasiyetle çalıştığı görülmektedir. (4)


                    Geçici Köy Korucuları Askerliklerini yapmış, dolayısıyla silah altına alınmayla ilgili karşılıksız olarak ödemeleri gereken vatan borçlarını zaten ödemiş vatandaşlarımızdır.


                    Şu anda yürüttükleri görev bölücü bir terör örgütünün silahlı ve örgütsel propagandalarına karşı gelerek, Türkiye Cumhuriyetinin Mülki İdare Amirleri başta olmak üzere , Asker, Polis gibi güvenlikten sorumlu birimleriyle birlikte ve idarenin kontrolünde belirli aylık bir ücret karşılığında teröre karşı mücadele de etkin çalışmalara katılmalarıdır.


                    Terörle Mücadelede önemli bir yeri olan Geçici Köy Korucularının onurlandırılması , kendilerini iyi hissetmelerinin sağlanması, sosyal güvenlik kurumları ile irtibatlandırılarak, mümkün olan en kısa zamanda sağlık güvencesinden ve sosyal güvenlik sigortasından yararlandırılmaları gerektiği kanaatindeyim.


                    GKK larının belli dönemlerde rehabilitasyona tabi tutulmalarının,


                    Teröre maruz bölgelerde görev yapan tüm güvenlik birimi mensupları ile birlikte fiziksel ve ruhsal sağlıklarına önem verilmesinin zorunlu olduğunu düşünüyorum.


                    Kamu görevlilerinin mağduriyete uğramalarını önlemek için her türlü tedbiri almanın da Devletin sorumluluğunda olduğu kanaatindeyim.


                    Bu yazı da, Geçici Köy Korucularının Yönetmelikte (3) belirtilen şartları taşıdıkları , özenle seçilmiş oldukları, yasalar çerçevesinde hareket ettikleri, her güvenlik görevlisi gibi güvenilir ve vatansever insanlar oldukları " veri " kabul edilmektedir.


                    Yasal mahsurları olanların korucu olarak alınmaması, sonradan suç işleyenler hakkında da yasal işlemlerin zaten yapılıyor olması gerekir. Uygulamada işe alınmada ve disipline edilme de yasal gereğinin yapılması hususunda eksiklikler varsa, bunda GK Korucusu olarak seçilen vatandaşların mesuliyetinden bahsedile-meyeceği açıktır.


                    Yazı konusu olan Geçici Köy Korucularının istihdamına halen gerek duyulduğuna göre, özlük haklarının ve sosyal güvenlik kurumları ile ilişkilendirilmeleri hususunun yeniden ele alınması çalışmalarının , GK Korucularının diğer güvenlik güçleriyle birlikte rol aldıkları kamu güvenliğini sağlama hizmetini olumlu etkileyeceği ve daha verimli kılacağını düşünüyorum.


                    Terörle Mücadele Faaliyetlerinde yer alan silahlı unsurlar arasında; kahraman Ordumuz, Polis ve Bekçilerimiz yanında kahraman Geçici Köy Korucularımızın da mevcut olup önem arz etmekte oldukları bilinmektedir.


                    Bu güne kadar 1.332 şehit veren GK Korucularının vatanseverliklerinin minnet ve saygı ile anılması gerekir. 18.07.2005


*Mülkiye Başmüfettişi


Kısaltmalar:

GKK: Geçici Köy Korucu
GK : Geçici Köy

Kaynakça :

(1)Anayasa Mahkemesinin 10.12.1985 gün ve 1985/5 esas,1985/23 Karar sayılı Red Kararı.

http://www.anayasa.gov.tr/KARARLAR/IPTALITIRAZ/K1985/K1985-23.htm

(2) 07/04/1924 tarih ve 68 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 442 sayılı Köy Kanunu

(3)01.07.2000 tarih ve 24096 sayılı RG de yayımlanan Köy Korucuları Yönetmeliği

(4)Mülkiye Başmüfettişi Yener Yüksel, 2005-131/26 sayılı İnceleme Araştırma Raporu.
 

Geçici Köy Korucuları adlı yukarıda yer alan makale İdarecinin Sesi Dergisinin Temmuz-Ağustos 2005 aylarına ait 111. sayısında yayımlanmıştır.

 

 

ÖZEL BEDEN EĞİTİMİ VE SPOR TESİSLERİNİN AÇILMASINA DAİR

^^ Yukarı^^

                    Bilindiği üzere Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Kurumu (UNESCO) 2005 yılını -Uluslararası Spor ve Beden Eğitimi Yılı- olarak ilan etmiştir.


                    Spor insanlık tarihi ile birlikte süregelen bir geçmişe sahip olup toplumsal yaşantımızın oldukça önemli bir olgusudur. İnsanlığın varoluşundan bu yana, sporun gelişimi insanoğlunun gelişimine paralel bir çizgi izlemektedir. Güçlü olmak ve başkalarını yenmek amacıyla benimsenen spor giderek moral değerler kazanarak, uluslar arası etkinliklerin düzenlendiği noktaya ulaşmıştır. Halihazırda ise spor, yoğun kentleşme, serbest zaman artışı gibi temel toplumsal değişmelere bağlı yeni boyutlar kazanmıştır.Hareket ve heyecan temellerine dayanan sporun bir eğitim işi olduğu ve en iyi eğitimin erken yaşlarda başlaması gerektiğinden hareketle sporla gençliğin iç içe olduğu söylenebilir.Günümüzde spor, fertlerin bedenen, ruhen ve fikren gelişmeleri ile bu üç sahadaki gelişmenin koordinasyon yeteneğini kazandırmayı amaçlayan bir bilim alanı haline gelmiştir. Çünkü bu gelişme, bilimsel metot uygulamakla mümkün olabilir. Böyle yapılmadığı taktirde spor boş zamanları doldurmak için yapılan bir uğraş olmaktan öteye gidemeyecektir.


                    Bilimsel uygulamaya baktığımızda sporun ikiye ayrıldığını görmekteyiz;


                    1. Zirve sporu veya yarışma sporu (profesyonellik bu kısımdadır) 2. Toplum ve kitle sporudur. Avrupanın en genç nüfusuna sahip ülkemizde çocuklarımızı ve gençlerimizi sporun içine çekebilmenin nesillerin sağlıklı yetişmeleri açısından önemi ortadadır. Bugün Ülkemizde yaklaşık =11000= civarında spor tesisi bulunduğu anlaşılmaktadır. Ülkemizde 12-24 yaş grubunun toplam nüfusumuz içindeki oranı %30 lara ulaşmıştır. Gelişmiş tüm ülkeler genel nüfusları içinde azalan gençlik oranını yükseltmek amacıyla çalışmalar yaparken, ülke olarak bu büyük potansiyeli 2000 li yıllarda en güzel şekilde değerlendirmek, çocuklarımızın ve gençlerimizin bu günlerini en iyi şekilde değerlendirmelerini sağlamayı temel hedef olarak belirlemek zorundayız.


                    Bu bağlamda özel beden eğitimi ve spor tesislerinin açılması , sermayenin bu sahayı da özel sektör anlayışı ve kalitesi içerisinde geliştirmesi çağdaş bir beklentidir. Bunun yanında kulüpler ve diğer kurumlarında spor tesislerine önem vermesi teşvik edilmelidir.


                    Toplam Nüfusumuzun 2000 yılında yapılan sayıma göre 68 milyona yaklaştığı, ancak halihazırdaki nüfusunun 5 yıldaki artış da hesaba katıldığında 73 milyonu aştığı tahmin edilen Ülkemizde halen Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü, Türkiye Futbol Federasyonu, Milli Eğitim Bakanlığı toplam sporcu sayısının; 1.324.908-kişi olduğu anlaşılmaktadır.

 
                    Türkiyenin uluslararası spor müsabakalarındaki başarısı istenilen düzeyde olmadığı gibi sağlık için spor yapanların sayısının ve yaygınlığının da olması gerektiği kadar yüksek olmadığı maalesef bir gerçektir.
Spor yapanların sayılarının artırılmasında özel beden eğitimi ve spor tesisleri talebinin artması, buna mukabil olarak ta bu tesislerin yaygınlaşmasının teşvik edilmesinin oldukça önemli olduğunu düşünüyorum.


                    Çünkü bu aynı zamanda spor yapma heves ve gayretinin özel kişilere malolması ve geniş halk yığınlarınca benimsenmesi anlamına da gelmektedir. Aynı zamanda sportif faaliyetlerin halkımız tarafından finanse edilmesi anlamına gelmektedir. Her halükarda yararı ortadadır.
Ülkemizde son zamanlarda -Fitness Center- , Özel Spor Merkezleri, Halı Sahalar, Uzakdoğu Spor Salonları, Yüzme Havuzları, Body Salonları gibi özel beden eğitimi ve spor tesislerin yaygınlaştığını görmek sevindiricidir.

TÜRKİYE DE ÖZEL BEDEN EĞİTİMİ VE SPOR TESİSLERİ AÇMA YÖNTEMİ:

Özel Beden Eğitimi ve Spor Tesisleri açılabilmesi için izlenmesi gereken yol ve işlemleri düzenleyen -Özel Beden Eğitimi ve Spor Tesisleri Yönetmeliği- Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanarak 15 Ekim 1999 tarihinde , aynı yönetmeliği değiştiren yönetmeliğin ise 01 Temmuz 2003 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe girdiği bilinmektedir.


                    Bahse Konu Yönetmelik 3289 sayılı Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunun 2 ve 10 uncu maddelerine dayanılarak anılan idare tarafından çıkarılmıştır.
Bu Yönetmelikte geçen;


                    Genel Müdürlük: Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünü,Daire Başkanlığı:Spor Eğitimi Dairesi Başkanlığını, İl Başkanlığı: İlin Valisini, Federasyonlar: Genel Müdürlük Spor Federasyonları Başkanlıklarını, İl Müdürlüğü:Gençlik ve Spor İl Müdürlüğünü,Tesis:Gerçek veya tüzel kişiler tarafından beden eğitimi ve sportif aktivitelerde bulunmak amacıyla açılan yerleri,


                    Kişi:Tesiste spor faaliyetlerine katılacak olanları,Yeterlilik Belgesi: Tesiste ilgili spor dalında faaliyet yapılabilmesine dair federasyonca verilen belgeyi,
İfade etmektedir.

                     İZİNLER NASIL ALINMAKTADIR?

                    Yönetmeliğin ifadelerine baktığımızda mahallin güvenlik teşkilatına Özel Beden Eğitimi ve Spor Tesisleri açılması için bir ara kademe olarak -izin belgesi- verme yetkisi tanındığı görülmektedir.


                    Her ne kadar Yönetmeliğin tesis açmak için istenen belgeler başlığı altındaki 5. maddesinde;
-Tesis açmak isteyen gerçek veya tüzel kişiler; açılış izni alabilmek için tesisin açılacağı ilin gençlik ve spor il başkanlığına dilekçe ile başvururlar.


                    Dilekçelerine gerçek kişiler 6 ncı, tüzel kişiler ise 7 nci maddede belirtilen belgeleri eklerler.-
Demek suretiyle açılış izni verme yetkisinin Gençlik ve Spor İl Başkanlığında yani İl Valisinde olduğunu belirtmekte ise de;


                    Gerçek kişilerden istenecek belgeler başlığı altındaki 6. maddesinde ;


                    Tesisin adı ve adresi ile uygulanacak spor dallarını belirtir dilekçeye eklenecek belgeler sayılmakta, bunların içerisinde;


                    ı) Belediyelerce verilecek işyeri açma izin belgesi, .......ve mahallin güvenlik teşkilatınca verilecek izin belgesi, ibaresinin bulunduğu,
                    Maddenin son fıkrasında da;


                    -Tesis açmak için başvuruda bulunan kişilerin; taksirli suçlar hariç olmak üzere, 2 yıldan fazla ağır hapis veya hapis veyahut Devletin şahsiyetine karşı işlenen suçlarla, zimmet, ihtilas, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, dolanlı iflas gibi yüz kızartıcı veya şeref ve haysiyet kırıcı suçlardan veya istimal ve istihlak kaçakçılığı suçlarından dolayı hürriyeti bağlayıcı ceza almamış olması veya genel adap ve aile düzenine karşı işlenen suçlardan dolayı hükümlü bulunmaması şarttır.- Denildiği,
                     Tüzel Kişilerden istenecek belgeler başlığı altındaki 7. maddesinde de;
                     İstenecek belgeler arasında;


                    e) Belediyelerce verilecek işyeri açma izin belgesi, ........ il emniyet müdürlüğünce verilecek izin belgesi, ibaresinin bulunduğu görülmektedir
                 Maddenin devamında;
                -Tesis sorumlusu veya vekalet edecek olan tesis amirinin bu Yönetmeliğin 6 ncı son fıkrasında yazılı şartları haiz olması gerekir.- Denilmektedir.
                  Açılış izninin verilmesine dair 11. maddesinde ; Gerçek ve tüzel kişilerin bu Yönetmeliğin 6 ve 7 nci maddelerinde belirtilen belgeleri il başkanlığına vermelerinden sonra tesisin hizmete açılması için komisyonca yerinde tetkik edilerek, 8 ve 9 ncu maddelerdeki şartları taşıyıp taşımadıklarına dair bir tutanak düzenlenir. Tesisin Yönetmelik hükümlerine uygun görülmesi halinde başvuru sahibinden alınanbelgeler en az 4 dosya olarak hazırlanır. Yeterlilik belgesi düzenlendikten sonra il başkanlığının onayına sunulur. Açılacak tesisin özelliği ve ilin gelişmişlik düzeyi göz önüne alınarak; Genel Müdürlükçe tespit edilecek tescil ücreti tesis sahibinden tahsil edilir. Tahsil edilen tescil ücretinin % 50 si Federasyonlar Fonu Hesabına, % 50 side il müdürlüğü hesabına yatırılır.


                    Birden fazla spor dalında faaliyette bulunmak için başvuran ve gerekli şartları yerine getirenler faaliyette bulunacağı her spor dalı için ilgili federasyonlardan ayrı ayrı yeterlilik belgesi alır ve her spor dalı için ayrı ücret öderler.


                    Dosyalardan biri il emniyet müdürlüğüne, biri gençlik ve spor il başkanlığına, biri ilgili federasyona, birden fazla spor aktivitesinde bulunulan tesislerde ilgili federasyonlara, biride tesiste kalacak şekilde dağıtımı yapılır. İlçelerde açılacak tesislerde ilgili dosyalardan biri ilçe müdürlüğünde kalacak şekilde en az 5 nüsha olarak düzenlenir.- Denildiği,


                    Açılış izni verecek komisyonun tespiti başlıklı 12. maddesinde ;
-İl, ilçe, bucak, belde veya köylerde açılacak özel tesislerin açılış izni için il müdürünün teklifi ve il başkanlığının onayı ile en az beş kişilik komisyon kurulur. Bu komisyona il müdürü veya görevlendireceği bir şube müdürü başkanlık eder. Komisyonun diğer üyeleri arasında spor şube müdürü, tesisler şube müdürü, ildeki ilgili spor dalı federasyonu temsilcisi ve il sağlık müdürlüğünden bir kişinin bulunması zorunludur.- Denildiği,


                    Çalışma izin belgesinin iptali ve tesisin kapatılması başlıklı 26. maddesinde;
-Tesis, gençlik ve spor teşkilatlarınca ve emniyet teşkilatlarınca her an denetlenebilir. Bu Yönetmelik hükümlerine, ahlak ve adaba aykırı, ideolojik ve siyasi amaçlı faaliyetlerin yapıldığı tespit edildiğinde, güvenliği bozucu tutum ve davranışlar görüldüğünde çalışma izin belgesi iptal edilir.


                    -Yapılacak denetimlerde görülen aksaklıkların verilen süre içerisinde düzeltilmemesi halinde; düzenlenen denetleme raporunun il başkanı tarafından onaylanması üzerine tesis bir hafta süreyle geçici olarak kapatılır. İkinci denetleme sonunda bu Yönetmelik hükümlerine aykırı hususlar tespitedildiğinde tesis üç aya kadar kapatılır. Bir yıl içinde iki defa geçici kapatma cezası verilen tesiste üçüncü defa yapılacak olan denetlemede geçici kapatma cezası gerektirecek hususlar tespit edildiğinde tesisin çalışma izin belgesi iptal edilir.Bu şekilde kapatılan tesislerin işleticilerinin aynı amaçlı tesis açmalarına izin verilmez.- Denildiği görülmektedir.

Ülkemizde kolluk görevi Emniyet Genel Müdürlüğü ve Jandarma Genel Komutanlığınca sorumluluk bölgeleri esas alınarak Mülki İdare Amirlerinin koordinesinde yürütülmekte olduğundan, mevcut yönetmelikte Jandarma dan söz edilmemesi üzerine;


                    İçişleri Bakanlığı Jandarma Genel Komutanlığınca bir değişiklik taslağı hazırlanarak,
-Özel Beden Eğitimi ve Spor Tesisleri Yönetmeliğinin 6 ncı maddesi (ı) bendinin
-ı) Belediyelerce verilecek işyeri açma izni belgesi, itfaiye raporu, il sağlık müdürlüğü raporu ve ilgili kolluk birimince verilecek izin belgesi-
Aynı Yönetmeliğin 7 nci maddesinin (e) bendinin;
-e) Belediyelerce verilecek işyeri açma izin belgesi, itfaiye rapor, İl Sağlık Müdürlüğü raporu ve ilgili kolluk birimlerince verilecek izin belgesi-
Aynı Yönetmeliğin 11 inci maddesinin üçüncü fıkrasının:
-Dosyalardan biri ilgili kolluk birimine, biri gençlik ve spor il başkanlığına, biri ilgili federasyona, birden fazla spor aktivitesinde bulunulan tesislerden ilgili federasyonlara, biri de tesiste kalacak şekilde dağıtımı yapılır.-
Aynı Yönetmeliğin 26 ncı maddesi birinci fıkrasının birinci cümlesinin
-Tesis, gençlik ve spor teşkilatlarınca ve ilgili kolluk birimlerince her an denetlenebilir-
Şeklinde değişiklik yapılması gerektiği önerisi getirilmiştir.


                    Buna gerekçe olarak ta -Özel Beden Eğitim ve Spor Tesisleri Yönetmeliğinde, spor tesisi açacak özel veya tüzel kişilerin alması zorunlu olan belgeler içinde il emniyet müdürlüğünce verilecek izin belgesinin zikredildiğine dikkat çekilerek, bu durumda jandarmanın sorumluluk bölgesinde bulunan bir alanda spor tesisi açmak için il emniyet müdürlüğünün izni gerektiği tespiti yapılmakta, bunun da bir kolluğun, başka bir kolluğun yetki ve görev alanına müdahalesi anlamına geldiği gibi işlemlerde zafiyet meydana getirebilecek bir düzenleme olduğu değerlendirmesinde bulunulmaktadır.


                    Jandarma Genel Komutanlığının tasarı taslağındaki gerekçe de devamla;-Tasarı ile her kolluk, açılmak istenen spor tesisi için kendi görev alanında inceleme ve araştırma yaparak belge tanzim edecek, oluşturulacak dosyalar ise ilgili kolluk biriminde muhafaza edilecektir.


                    Bu nedenle tasarı ile, -özel spor tesisi açacak gerçek veya tüzel kişilerden istenecek belgeleri verecek kurumlar arasında İl Jandarma, İlçe Jandarma ve Jandarma Karakol Komutanlıklarının da dahil edilmesi ile özel tesislere açılış izni verecek komisyonda ilgili kolluk birimi temsilcisinin bulunması gerektiği- görüşünde olunduğu ifade edilmiştir.


                    İçişleri Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığınca istenilmesi üzerine bahse konu Yönetmelik tasarı taslağının tarafımdan incelenmesi sonucunda aşağıdaki değerlendirme ve öneriler ortaya koyulmuştur:
                     1)-Halihazırda ki yönetmeliğin 6 / ı maddesinde;


                    Mahallin güvenlik teşkilatının izin veren makam olarak zikredilmesinin doğru olmadığı, bahse konu maddenin; 6/ı) Belediyelerce verilecek işyeri açma izni belgesi, itfaiye raporu, il sağlık müdürlüğü raporu ve -ilgili kolluk birimine yaptırılacak inceleme sonucunda bağlı bulunulan il ya da ilçenin Mülki Amiri tarafından verilecek izin belgesi- şeklinde değiştirilmesi daha uygun olacağı değerlendirilmiştir.


                    2)- Halihazırda ki yönetmeliğin 7 / e maddesinde;
Tüzel kişilerden istenecek belgeler.
-Madde 7- Tüzel kişilerden aşağıdaki belgeler istenir.
e) Belediyelerce verilecek işyeri açma izin belgesi, itfaiye raporu, il sağlık müdürlüğü raporu ve il emniyet müdürlüğünce verilecek izin belgesi,-
Şeklinde olduğu,
İl Emniyet Müdürlüğünün ya da Jandarma Genel Komutanlığınca önerilen şekliyle ilgili kolluk birimlerinin -izin veren makam- olarak zikredilmesinin doğru olmadığı,
bahse konu yönetmeliğin
7/e maddesinin;
e)Belediyelerce verilecek işyeri açma izin belgesi, itfaiye rapor, il sağlık müdürlüğü raporu ve ilgili kolluk birimine yaptırılacak inceleme sonucunda düzenlenen gerekçeli rapora istinaden bağlı bulunulan il ya da ilçenin Mülki Amiri tarafından verilecek izin belgesi- şeklinde değiştirilmesinin daha uygun olacağı değerlendirilmiştir.
3)- Halihazırda ki yönetmeliğin 11 / madde 3. fıkrasında;

Açılış izninin verilmesi
Madde 11-3. fıkrası ...
-Dosyalardan biri il emniyet müdürlüğüne, biri gençlik ve spor il başkanlığına, biri ilgili federasyona, birden fazla spor yapılan tesislerde ilgili federasyonlara, biride tesiste kalacak şekilde dağıtımı yapılır. İlçelerde açılacak tesislerde ilgili dosyalardan biri ilçe müdürlüğünde kalacak şekilde en az 5 nüsha olarak düzenlenir.-
Şeklinde olduğu,
Bu fıkra;
-Dosyalardan biri- sorumluluk alanlarına göre İl Jandarma Komutanlığına yada İl Emniyet Müdürlüğüne havale edilmek üzere, biri gençlik ve spor il başkanlığına, biri ilgili federasyona, birden fazla spor aktivitesinde bulunulan tesislerde ilgili federasyonlara, biride tesiste kalacak şekilde dağıtımı yapılır. İlçelerde açılacak tesislerde ilgili dosyalardan biri ilçe müdürlüğünde kalacak şekilde en az 5 nüsha olarak düzenlenir ve Kaymakamlık Makamınca ilgili birimlere havale edilir.-
Şeklinde değiştirilmelidir.


                    Böylece İllerde ve ilçelerde Gençlik ve Spor Başkanı olan Mülki İdare Amirlerinin asayiş ve güvenlikten de sorumlu olmaları nedeniyle , hem sorumluluk alanlarına göre kolluk kuvvetleri arasında yetki dağılımında bir sorun çıkmayacak, sorumluluk tespitindeki dağınıklık ortadan kalkmış olacaktır.
4)- Halihazırda ki yönetmeliğin 12. maddesinde;
Açılış izni verecek komisyonun tespiti


                    -Madde 12- İl, ilçe, bucak, belde veya köylerde açılacak özel tesislerin açılış izni için il müdürünün teklifi ve il başkanlığının onayı ile en az beş kişilik komisyon kurulur. Bu komisyona il müdürü veya görevlendireceği bir şube müdürü başkanlık eder. Komisyonun diğer üyeleri arasında spor şube müdürü, tesisler şube müdürü, ildeki ilgili spor dalı federasyonu temsilcisi ve il sağlık müdürlüğünden bir kişinin bulunması zorunludur.- Denildiği incelenmiştir.
Bahse konu komisyonun aslında açılış izni veren bir komisyon olmadığı anlaşılmaktadır.
-Açılış izninin verilmesi


                    Madde 11- Gerçek ve tüzel kişilerin bu Yönetmeliğin 6 ve 7 nci maddelerinde belirtilen belgeleri il başkanlığına vermelerinden sonra tesisin hizmete açılması için komisyonca yerinde tetkik edilerek, 8 ve 9 uncu maddelerdeki şartları taşıyıp taşımadıklarına dair bir tutanak düzenlenir. Tesisin Yönetmelik hükümlerine uygun görülmesi halinde başvuru sahibinden alınan belgeler en az 4 dosya olarak hazırlanır. Yeterlilik belgesi düzenlendikten sonra il başkanlığının onayına sunulur.- Denilmektedir.

                    Görüldüğü gibi tesis İl Başkanı olan Valinin onayı ile açılmaktadır.
Madde 12 üzerindeki -Açılış izni verecek komisyonun tespiti- ifadesinin yanlış olduğu, Bu nedenle başlığın -İnceleme Komisyonunun tespiti- şeklinde değiştirilmesinin uygun olacağı düşünülmektedir.

Devamında

                    Madde 12- İl, ilçe, bucak, belde veya köylerde açılacak özel tesislerin açılış izni için gerekli evrakların ve tesisin mahallinde tetkiki ve tespiti amacıyla il müdürünün teklifi ve il başkanlığının onayı ile en az beş kişilik inceleme komisyonu kurulur. Bu komisyona il müdürü veya görevlendireceği bir şube müdürü başkanlık eder. Komisyonun diğer üyeleri arasında spor şube müdürü, tesisler şube müdürü, ildeki ilgili spor dalı federasyonu temsilcisi ve il sağlık müdürlüğünden bir kişinin bulunması zorunludur.

                    Şeklinde değiştirilmelidir.
                    Değişiklik önerileri yerine getirildiği takdirde istenilecek belgeler arasında Jandarma ve Emniyet Birimlerince yapılacak tetkik üzerine Mülki Amirlikçe verilecek izin belgesi yer alacağından ayrıca kolluk temsilcisinin mahallinde inceleme komisyonunda yer almasının anlamlı olmayacağı düşünülmektedir. Bu hususun teklif sahibi Jandarma Genel Komutanlığınca göz önüne alınmasında yarar olacağı düşünülmektedir.

                    5)- Halihazırda ki yönetmeliğin 26. maddesinde;
Çalışma izin belgesinin iptali ve tesisin kapatılması:
Madde 26- Tesis, gençlik ve spor teşkilatlarınca ve emniyet teşkilatlarınca her an denetlenebilir. Bu Yönetmelik hükümlerine, ahlak ve adaba aykırı, ideolojik ve siyasi amaçlı faaliyetlerin yapıldığı tespit edildiğinde, güvenliği bozucu tutum ve davranışlar görüldüğünde çalışma izin belgesi iptal edilir...- Denildiği incelenmiştir.

                    Yönetmeliğin 26 ncı maddesinin,

                    -Tesis gençlik ve spor teşkilatlarınca ve ilgili kolluk birimlerince her an kontrol edilebilir.- Kontrol sırasında bu Yönetmelik hükümlerine, ahlak ve adaba aykırı, ideolojik ve siyasi amaçlı faaliyetlerin yapıldığı tespit edildiğinde, güvenliği bozucu tutum ve davranışlar görüldüğünde tutanakla tespit edilip bir raporla mahallin Mülki Amirine bildirilir. Tutanak üzerine Mülki Amirce yaptırılacak inceleme sonucunda düzenlenen rapora istinaden çalışma izin belgesi iptal edilir...-
Şeklinde değiştirilmesinin daha uygun olacağı düşünülmektedir.
Böylece Mülki İdare Amirlerince genel olarak sorumluluk bölgelerine göre ilgili birime havale yapıldığından Polis sorumluluk bölgesinde Polisin, Jandarma sorumluluk bölgesinde de Jandarmanın görevlendirilmesi sağlanacak, bu eksiklik giderilmiş olacaktır.15.Temmuz 2005.

*Mülkiye Başmüfettişi, İçişleri Bakanlığı Teftiş Kurulu Ankara Grubu

 

KAYNAKÇA:

1-Başbakanlık GSGM 2005/17 nolu Genelgesi.

2-SUNAY, Hakan ; Türk Spor Politikasına Analitik Bir Bakış, Ankara Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu.SPORMETRE Beden Eğitimi ve Spor Bilimleri Dergisi.2003-Cilt-1,Sayı:1,sayfa:39-42

3-Sporcu Sayısı

4-15 Ekim 1999 tarih ve 23847 sayılı R.Gazete.

5-01 Temmuz 2003 tarih ve 25155 sayılı R.Gazete.

6-Mülkiye Başmüfettişi Yener YÜKSEL, 09.05.2005 tarih ve 131-24 sayılı İnceleme-Araştırma Raporu

Bu makale BD Dergisinin Şubat 2006 sayısında bölümler halinde yayımlanmaya başlanmıştır.                  

 

 Free Site Counters
Free Site Counters

^^ Yukarı^^